Kadın sağlığı üzerine yapılan etkinlikte, endometriozis konusunda farkındalık yaratıldı. Bu hastalık, kadınların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilen fakat genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Katılımcılar, tıbbi bilgiler edinebildiği gibi, benzer deneyimleri olan diğer kadınlarla tanışarak dayanışma fırsatı buldu.
Etkinlikte konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday, endometriozisin halk arasında “çikolata kisti” olarak bilindiğini ve bu rahatsızlığın rahim içini döşeyen dokuya benzer hücrelerin rahim dışına yerleşimi ile ortaya çıkan bir kronik hastalık olduğunu aktardı. Canday, bu hastalığın en çok 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda görüldüğünü belirtti. Ancak belirtilerin her kadında aynı şekilde ortaya çıkmadığına dikkat çekti; bazı kadınların hiç belirti yaşamayabileceği gibi, bazıları ise günlük yaşamlarını zorlaştıracak seviyede şiddetli ağrılar hissedebiliyor.
Endometriozisin, şiddetli pelvik ağrı, ağrılı cinsel ilişki, karın ağrısı, gaz ve şişkinlik gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade eden Doç. Dr. Canday, tedavi edilmediği takdirde gebe kalma şansını zorlaştırabileceğini vurguladı. Ancak, düzenli kontroller ve kişiye özel tedavi yöntemleriyle bu hastalığın etkilerinin azaltılabileceğini söyledi. Bu bağlamda erken tanı ve düzenli doktor kontrollerinin büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Canday, endometriozisin en yaygın belirtileri arasında zamanla artan adet sancıları, alt karın ve bel bölgesinde kronik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, adet döneminde bağırsak veya idrar yaparken hissedilen ağrılar, şişkinlik, kabızlık veya ishal ve kısırlık (infertilite) yer aldığını sıraladı. Bu belirtiler, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, dikkat edilmesi gereken olumsuz durumlar olarak öne çıkıyor.
Ne yazık ki endometriozisi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yönteminin bulunmadığını belirten Canday, çeşitli yöntemlerle belirtilerin kontrol altına alınabileceğini ifade etti. Tedavi sürecinde hormonal tedaviler, ağrı kontrolüne yönelik uygulamalar, gerektiğinde cerrahi müdahaleler ve hekim önerisi doğrultusunda destekleyici ilaçlar gibi yöntemlerin uygulanabileceğini aktardı. Bu çerçevede, doktorun önerileri ve tedavi sürecinin nasıl yönetileceği, hastaların durumlarını iyileştirme açısından oldukça kritik bir yer teşkil ediyor.
Etkinlik sonrası, katılımcılar gerçekleştirdikleri söyleşinin ardından, İzmir’deki tarihî Yeşilova Höyüğü’nü gezme fırsatı buldular. 8500 yıl öncesine dayanan kazıların yapıldığı bu alanda rehber eşliğinde yapılan ziyarette, kadınlar hem tarihi bilgiler edindi hem de sosyal bir çevrede hoş vakit geçirdi. Program kapsamında düzenlenen çömlek yapım atölyesine katılan kadınlar, sanatsal bir faaliyetle birlikte keyifli bir gün yaşadılar.
Sonuç itibarıyla, bu tür etkinlikler sadece bilgi edinmeyi değil, aynı zamanda kadınların dayanışma içinde olmalarını, deneyimlerini paylaşmalarını ve psikolojik destek almalarını sağlamakta önemli bir rol oynamaktadır.
1
İzmir’den TUSAŞ Saldırısına Sert Tepki
3126 kez okundu
2
“Başkan Pehlivan: Menemen’i karalamak yalan!”
2962 kez okundu
3
İzmir Süper Amatör’de Helvacı ve Özçamdibispor Berabere!
2812 kez okundu
4
Çiğli’de Modern Peyzajla Yeni Bir Dönem Başlıyor
2807 kez okundu
5
İZBAN Haftanın Her Günü Gece Yarısına Kadar!
2755 kez okundu