“`html
Bir düşünün:
Bir aday, CHP’nin uzun bir aradan sonra kazanamadığı bir ilçeyi başarıyla elde ediyor. Ancak, bu başarılı performansı, Malatya İl Kongresi’nde Veli Ağbaba’ya karşı “Kral çıplak” dediği için cezasız kalmıyor. Yazıhan Belediye Başkanı Abdulvahap Göçer, bu durum hakkında ne düşünüyor? Herkesin sustuğu bir ortamda, Yazıhan’dan bir yiğit çıkıyor ve gerçeği yüksek sesle dile getiriyor: CHP, kimsenin özel şirketi değildir.
Göçer, kimsenin CHP’yi bir şirket gibi yönetemeyeceğini ve istediği kişiyi il başkanı, istediği kişiyi ilçe başkanı yapamayacağını belirtiyor. Delege seçimlerinin demokratik bir şekilde yapılması gerektiğini vurgularken, partinin mevcut sorunlarını gözler önüne seriyor. Amaç, partiyi büyütmek değil, içindeki iktidarı elinde tutmaktan ibaret. “Küçük olsun, benim olsun” anlayışıyla CHP’nin küçültüldüğünü ifade ediyor.
Bu noktada, bir milletvekilinin iki-üç adaya dönüşmesi yerine, belirli koltukların peşinde koşulmasını eleştiriyor. Soruyor: “Bu partinin başına Aziz İhsan Aktaş gibi isimleri bela edenlerden hesap sorulmayacak mı?” Göçer haksız mı? Veli Ağbaba’ya, kendi özel şirketlerinde bile verilmeyecek kadar geniş yetki tanınması, akıllara birçok soru getiriyor. Hangi şirket, zarar eden çalışanlarını korur? Hangi iş yeri, müşteri şikâyetlerini dikkate almaz?
Malatya’nın her ilçesinde problemler baş göstermekte; ancak “ben söz verdim” anlayışı ile başarısız bir il başkanı Malatya’ya dayatılmaya çalışılıyor. Eleştirenler, bu başarısız yönetime karşı çıktıklarında ise partiden ihraç edilme tehdidi ile karşılaşıyor. Abdulvahap Göçer’in yaptıkları, kamuoyunu düşündürüyor: Yolsuzluk mu yaptı? İhale mi verdi? Hayır, sadece düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandı. Veli Ağbaba’nın gözünün içine bakarak “Kral çıplak” dediği için bedelini ihraç ile ödüyor.
Bu haksızlığa karşı sessiz kalanlar, dilsiz şeytandır. Ardından çıkıp “AKP Türkiye’de tek adam düzeni kurdu, biz bunu değiştireceğiz” diyorlar. Ancak sorular soruluyor: CHP içinde kurulan tek adam düzeninin, AKP’nin Türkiye’de oluşturduğu düzenden ne farkı var? Onlar, karşı çıkanları yargıyla sustururken, sizler parti içi yargıyla ihraç ediyorsunuz.
Son olarak, bilinmesi gereken bir şey var: Abdulvahap Göçer yalnız değildir. O, Malatya’da herkesin sessizce düşündüğünü yüksek sesle ifade etti ve bunun Malatya’da bir karşılığı olacağı açık. Göçer, cesur bir duruş sergileyerek, mevcut sistemin eleştirisini yapmış ve partideki otoriter yapıya karşı durmayı başarmıştır.
“`
1
“Uraloğlu: Posta Sektöründe Yeni Stratejiler Geliyor”
2925 kez okundu
2
İzmir Körfezi’nde Temizlik Çalışmaları Başladı!
2800 kez okundu
3
Özgür Özel: Meydanlardayız, Durmayacağız!
2750 kez okundu
4
Anık, İstifa Etti: Mücadele Devam Edecek!
2733 kez okundu
5
Kaçak Kazı Yaparken Jandarmaya Yakalandılar!
2723 kez okundu